Tedaviler
Egzema Tedavisi
Egzema (dermatit) toplumda oldukça sık görülen bir deri hastalığıdır ve ellerde kuruluk, kızarıklık, kepeklenme, su dolu kabarcıklar ve sulantı ile karşımıza çıkmaktadır.
Egzemanın avuç, el sırtı ve/veya el parmaklarında ortaya çıkması ile oluşur. El egzeması (el dermatiti olarak da bilinir) toplumda oldukça sık görülen bir deri hastalığıdır ve ellerde kuruluk, kızarıklık, kepeklenme, su dolu kabarcıklar ve sulantı ile karşımıza çıkmaktadır.
Egzema; en sık su, kuru hava, sabun, deterjan, kimyasal maddeler, lastik eldivenler, kişisel bakım ürünleri ile aşırı temas sonrasında deride tahriş nedeniyle gelişmektedir.
Deriye sürülerek uygulanan steroidli kremler kaşıntı ve kızarıklığın düzelmesinde, egzemanın iyileşmesinde yararlıdır. Egzema sulantılı ise doktorunuzun önereceği ilaçlar ile ıslak pansuman uygulaması, deri kalınlığı belirgin ise deri kalınlığını azaltıcı tedaviler gündeme gelebilir.
Günlük hayatımızda kullandığımız ve karşılaştığımız maddeler hastalığın bir nedeni veya alevlendiricisi olabilir. Bazı ilaçlar ve güneş ışınları özellikle ışığa duyarlılığa bağlı gelişen egzemalarda hastalığı tetikleyebilir. Mesleki olarak yağlı ürünlerle, metalik sıvılarla temas ve soğutucu malzemeler iritasyona neden olabilmektedir.
Egzemada başarılı bir tedavi için tetikleyici, durumu kötüleştirebilecek faktörlerden kaçınmak gerekir.
Hastalığın kronik ve tekrarlayıcı olması nedeniyle tedavinin en önemli basamağı hastalığı alevlendirici faktörlerden uzak durmaktır. Hastalığı kontrol altına alabilmenin en iyi yolu doktorunuzun sizin için düzenlediği tedaviyi iyi bir şekilde uygularken alevlendirici faktörlerden uzak durmanızdır.
Deriye sürülerek uygulanan steroidli kremler kaşıntı ve kızarıklığın düzelmesinde, egzemanın iyileşmesinde yararlıdır. Egzema sulantılı ise doktorunuzun önereceği ilaçlar ile
ıslak pansuman uygulaması, deri kalınlığı belirgin ise deri kalınlığını azaltıcı tedaviler gündeme gelebilir.
• Hastalık çok şiddetli ise deri dışında steroidler ağız, damar, kas uygulamaları yoluyla verilebilir.
• Bu tedavilere yanıt alınamıyorsa pimekrolimus, siklosporin, metotreksat, fototerapi gibi diğer tedavi seçenekleri uygulanabilmektedir.
Sedef Hatalığı Tedavisi
Sedef Hastalığı, toplumda sık görülen, alevlenmelerle birlikte uzun süre devam eden bir hastalıktır. Genellikle keskin sınırlı,üzerinde hastalığa ismini veren sedef (gümüş) renginde kepeklenmeler (pullanmalar) bulunan kızarıklıklar ile ayırt edilir.
Sedef hastalığı tüm dünyada yaygındır; genetik ve çevresel faktörler sıklığını etkiler. Hastalığa yatkınlık ebeveynlerden çocuğa aktarılabilir, ancak çocukta hastalık görülmeyebilir. Her 100 kişiden bir veya iki kişide ortaya çıkar.
Hastalık temasla kimseye bulaşmaz.Hastalığın kesin tedavisi bulunmamaktadır. Ancak, uygun tedavi ile kontrol altına alınabilir ve uzun süreli iyilik sağlanabilir. Tedavide hekim, hasta ve hasta yakınları işbirliği içinde olmalıdır. Hastalığı alevlendirebilecek ilaçlar ve davranışlardan (kaşıma, banyoda liflenme, kese, vb.) kaçınılmalıdır.
Sedef hastalığının nedenleri ve ataklara yol açan faktörler nelerdir?
Neden kesin olarak bilinmemektedir; bağışıklık sistemi, genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir. Çevresel faktörler (streptokoklara bağlı boğaz enfeksiyonları, ilaçlar [kortizon, lityum, bazı tansiyon ilaçları, aspirin vb], aşırı alkol alımı, sigara, kaşıma, keselenme, güneş yanığı vb.) ve ruhsal stres hastalığı başlatabilir veya alevlendirebilir.
Özellikle şiddetli sedef hastalığı olanlarda kalp damar hastalıkları için yatkınlığa yol açan, kan yağlarında artışa, tansiyon yüksekliğine ve şeker hastalığına sık rastlanmaktadır. Yine obezite (aşırı kilo) ve iltihaplı barsak hastalığı da sık görülmektedir.
Akne Tedavisi
Akne; yüz, sırt ve gövdede yer alan, yağ bezlerinin aktivitesinden kaynaklanan sivilcelerdir. Başlıca ergenlik aknesi ve erişkin aknesi (25 yaşından sonra) olarak 2 ayrı dönemde görülmektedir. Hafif, orta ve şiddetli tipleri vardır.
Erişkin aknesi; yeni bir deri hastalığı, yeni nedenlere bağlı ve bireye özgü, uzun süreli tedaviler gerektiriyor.
Sivilce yada ergenlik sivilcesi olarak bildiğimiz akne bugün tamamen farklı ve sık görülen, yeni bir hastalık haline geldi.
25 yaş ve üstündeki kadınların %50 sinde artık erişkin aknesi adı verilen yeni bir durum var.
Yetişkin erkeklerde de ergen dönem dışında akne ; özellikle de saç, sakal bölgesi ve gövdede çok daha sık görülüyor.
Erişkin aknesi adı verilen bu yeni akne hastalığının çok sayıda sebebi var:
Stres, gıdalarla alınan hormon benzeri maddeler, bisfenol gibi endokrin sistemi bozan çok sayıda kimyasal, böcek ilaçları, plastik katkı maddeleri vb, spor desteği olarak kullanılan protein ve karbonhidrat tozları, deriye yapışıp kalan ve temizlenmesi çok zor olan uzun ömürlü makyaj malzemeleri, deriye ve saça uygulanan her türlü yağ, deri ve barsak floramızın bozulması bu sebeplerden sadece bir bölümü.
Bu yeni akne tipinin en rahatsız edici yönü; uzun sürmesi ve tedavi kesilince hemen tekrarlaması.
Tedaviler etkisini ortalama 4- 8 haftada göstermektedir. Hekim tarafından önerilmeyen, piyasada yüksek fiyatlarla satılan, içeriği test edilmemiş, etkinliği kanıtlanmamış tedaviler hem hastalığı iyileştirmemekte hem de iz kalma riskini arttırarak ileriye yönelik kalıcı problemlere neden olabilmektedir. Tek seansta iyileşmeyi sağladığını iddia eden içeriği bilinmeyen tedavilere itibar etmeyin.
Aknenin şiddetine göre tedaviniz düzenlenecektir. Ortalama 2-4 ay gibi sürede yanıt alınmaktadır. Günümüzde akne tedavisinde başlıca 4 yol izlenmektedir.
1. Krem Tedavileri: Hafif ve orta dereceli aknelerde içerisinde antibiyotikler (eritromisin, klindamisin, tetrasiklin), benzoil peroksit, retinoid, tretinoin, izotretinoin,
adapalen bulunan ürünler kullanılabilir.
2. Ağızdan antibiyotik tedavisi: Dermatoloğunuz uygun bulduğu durumlarda tetrasiklin, eritromisin veya azitromisin grubu antibiyotikler 2-6 ay arası kullanılabilir.
3. İzotretinoin tedavisi: Genellikle şiddetli aknelerde ya da antibiyotik tedavisine yanıt alınmayan olgularda uygulanır
4. Diğer yöntemler: Bazı hastalarda oral kontraseptif ilaçlar, lazer, radyofrekans ve fototerapi ile ilgili aknede başarılı sonuçlar bulunmaktadır.
Tedavide en önemli noktanın, hekimle uyumlu olup, verilen önerilere uymak olduğu unutulmamalıdır.
Tırnak Mantarı Tedavisi
Tırnak mantarı; el veya ayak tırnaklarının mantar mikrobu ile ortaya çıkan bir enfeksiyonudur. El veya ayak tırnaklarında kalınlaşma, renk ve şekil değişikliği ve kırılmaya neden olur.
Tırnak mantarı hastalığı nasıl tedavi edilir?
Eğer enfeksiyonunuz hafif ve tırnağınızda küçük bir alana sınırlıysa, dermatoloğunuz bir krem veya ilaçlı bir tırnak cilası verebilir.
Eğer enfeksiyon tırnağınızın geniş bir alanında veya birkaç tırnakta ise hekiminiz antifungal tedavi verebilir.
Çok şiddetli olgularda tırnak mantarı tedaviye dirençli ise tırnağın tümünü cerrahi olarak çıkarmak gerekli olabilir.
Tırnak mantarı riskinizi arttırabilecek faktörler
nelerdir?
• Ayakları uzun süre nemli kalan meslekler (asker, atlet, madenci vb.)
• Enfeksiyona direncinizi azaltabilecek veya ayak parmaklarınıza kan akımını engelleyebilecek hastalık hikayesi (diabet, dolaşım bozukluğu, HIV)
• Tırnakta zedelenme, travmalar
• Parmakları sıkıştıran dar ve ucu sivri ayakkabı giyilmesi,
• Soyunma odaları, yüzme havuzu ve duş gibi ortak kullanım alanlarının kullanımı
• Aynı ayakkabıları üst üste giymek
• Hijyenik olmayan ortamda, sterilizasyonu sağlanmamış aletlerle yapılan manikür ve pedikür
• Çıplak ayakla toprağa basılması
• Ayakların aşırı terlemesi sonucu oluşan nemli ortam
• Kötü ayak hijyeni.
Bazı basit kurallara uyarak ayak mantarından korunabilirsiniz:
• Ayaklarınızı her gün yıkayın ve özellikle parmak aralarını iyice kurulayın
• Özellikle sıcak aylarda sıkı ayakkabı ve çoraplardan kaçının
• Teri emen pamuklu çoraplar giyin, günlük olarak veya nemliyse daha sık değiştirin.
• Yaz aylarında ayakkabıların içine mantara karşı koruyucu toz pudralardan kullanın
• Tırnak makası, terlik, çorap, ayak havlularınızı kimseyle paylaşmayın
• Tırnaklarınızı düzenli olarak kesin
• Eskimiş ayakkabılarınızı, sıklıkla çok sayıda enfeksiyöz mikroorganizma barındırdığı için kullanmamalı ya da dezenfektanlar veya antifungal pudralar ile işlemden geçirdikten sonra kullanmalısınız.
• Kullandığınız yüzme havuzunun temizliğine dikkat edin.
Saçkıran Tedavisi
Saçkıran, bir kişide yuvarlak veya oval şekilli, deride değişiklik olmadan saçlı deri, kaş kirpik, sakal, bıyık veya vücut kıllarında yama biçimli kayıp olmasıdır.
Saçkıran hastalığında zamanla bazı hastalarda tamamen saçlarını kaybedebilir. Bu nedenle saçkıranlı hastalar ilk yılda dermatoglarının istediği zamanlarda takip edilmelidirler.
Saçkıran tedavisinde yama biçimindeki saç dökülen alan yerel iğne, steroidli krem veya losyon, yaygın durumlarda ağızdan steroidli tabletler, ditranol krem kullanılmasını önerebilir. Bu ilaçların biri veya birkaçı birlikte kullanılabilir.
Saç dökülmesinin birçok nedeni olabilir. Bunlar Kansızlıklar (demir eksikliği anemisi), Protein eksikliğine neden olan katı diyetler, yoğun stres, ciddi hastalıklar, yüksek ateş ve geçirilen ciddi ameliyatlar, ilaçlar (kan sulandırıcılar, kemoterapi ve tansiyon ilaçları, antidepresanlar), troid bezinin çok veya az çalışması, metabolizmayı etkileyen bir çok hastalık.
Çoğunlukla stres, ameliyat, kilo kaybı veya geçirilen bir ateşli hastalık sonrasında oluşan saç dökülmesi 2-3 ay sonra ortaya çıkar. İlaçların birçoğu gecikmeli ortaya çıkan belli belirsiz bir dökülme artışı yaparken kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar tedaviye başladıktan kısa bir süre sonra çok yoğun dökülmeye neden olurlar.
Cilt Kanseri (Melanom) - Deri Kanseri Tedavisi
Melanom, hayatı tehdit edebilen kötü huylu bir deri kanseridir. Melanosit olarak adlandırılan ve cilde rengini veren hücrelerin normalin dışında aşırı ve kontrolsüz çoğalmaları sonucu oluşur.
Diğer deri kanseri türlerine göre daha az görülmesine rağmen, deri kanserine bağlı ölümlerin büyük çoğunluğu melanomdan kaynaklanmaktadır. Ne yazık ki son yıllarda melanom sıklığı giderek artmaktadır. Ancak erken tanı ve tedavi yöntemlerinin gelişmesi yüz güldürücü olup melanom tanısı alan olguların yaşam süreleri geçmiş yıllara göre artmaktadır.
Melanom genellikle koyu kahverengi ya da siyah renkli bir leke veya kabartı olarak başlar ve zamanla büyüyebilir, pembe, mavi renk tonları eklenebilir ya da koyu rengi açılabilir, nadiren de renksiz olabilirler
Melanom sıradan benlere benzeyebilir. Bu yüzden melanomu tanımak her zaman kolay olmayabilir Bu nedenle vücuttaki benlerin yerleşimini ve görünümünü iyi tanımak, benlerdeki değişimi erken saptayabilmek ve bu benlerin takibini yapmak son derece önemlidir. Her organın kanserinde olduğu gibi melanomda da kritik nokta “erken tanı”dır. Nitekim melanom erken yakalanır ve tedavi edilirse hastalıktan tamamen kurtulmak mümkündür. Ancak melanom geç tanınırsa, ileri evrelerde diğer organlara yayılabildiğinden hayatı tehdit edebilir.
Deride görülen bir leke ya da kabarıklığın melanom olmasından şüphe edilmesi için uyarıcı işaretler vardır. Bunlar benlerin,
• Simetrik şekilli olmaması (benin bir yarısının diğer yarısı ile aynı özellikleri taşımaması.
• Kenarlarının düzensiz, girintili çıkıntılı olması.
• Farklı renkleri ya da renk tonlarını içermesi.
• Çapının 6 mm’den büyük olması.
Melanom dışı deri kanserleri en sık görülen kanser türüdür. Bu grup içinde Bazal hücreli karsinom, Skuamöz hücreli karsinom ve prekanseröz (kanser öncüsü) olan Aktinik keratoz yer alır. Deri kanserlerinden korunmanın en etkili yolu güneşten korunmaktır.
Ailesinde veya kendinde deri kanseri öyküsü bulunan kişilerde de risk daha fazladır. Bağışıklık sistemi zayıflamış olanlar; organ nakli yapılmış kişiler; güneşe karşı duyarlılık gösteren kalıtsal hastalığı olanlarda deri kanseri gelişme riski daha çoktur.
Deri kanserlerinde birinci tedavi seçeneği cerrahi tedavi yani kanserli kısmın ameliyat ile çıkarılmasıdır. Kanser cerrahisinde birinci amaç kanserli kısımların tamamının çıkarılabilmesidir.
Derideki kanser eğer cerrahi olarak çıkarılabilmesi mümkün olmayacak kadar genişlemiş ya da kontrol edilemeyecek şekilde diğer bölgelere ya da organlara yayılım olmuşsa, radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi (ilaç tedavisi) gibi
diğer yöntemlere başvurulur. Tedavide en önemli noktanın, dermatologla uyumlu olup, verilen önerilere uymak olduğu unutulmamalıdır hekiminiz tarafından belirlenecek uygun antibiyotiklerle hastalığın dönemlerine göre tedavi yapılmaktadır.